Türkiye “Ucuz Emek” Ülkesi Olur mu?

Türkiye “Ucuz Emek” Ülkesi Olur mu?

Yazar: Emre İnceleme

Ana muhalefet partisi CHP’nin Meclis Grubu’nda dile getirdiği “ucuz ekmek” konusu, Türkiye ucuz emek ülkesi olur mu sorularının sorulmasına sebep oldu. CHP’nin sunduğu raporda, TL’nin dolar karşısında değer kaybetmesine ilişkin “rekabetçi kur” söylemlerinin tehlikeli olduğu ve bu raporun göz boyamak ve ülkedeki işçilerin zaten ucuz güç ile çalıştığı şekillerde tepkilere sebep oldu.

Peki Türkiye ucuz emek ülkesi olur mu? Açıkçası 3 Kasım’da gerçekleşen ABD seçimlerinde Trump seçilmiş olsaydı buna daha net cevap vermek mümkün olabilirdi. Çünkü alenen Çin düşmanlığı yapan Trump, müttefiklerini ve tüm ABD firmalarını Çin’in iş gücünden uzak tutmak için özel bir çaba sarf edecek gibi görünüyordu. Bu durumda bölgenin ucuz ve kaliteli iş gücü olarak Türkiye ve Vietnam gibi ülkeler ön plana çıkmakta. Özellikle Türkiye konumu itibariyle üreticiler ve dev sanayi ortakları için avantaj sağlayabilecek konumda. Bunun yanında TL/Dolar ve TL/Euro kurundaki önlenemez açık, yatırımcılar için cazip bir nokta sağlıyor.

Ucuz Ekmek Ülkesi Nedir?

Ucuz emek ülkesi, özellikle yüksek enflasyon ve düşük para birimi dolayısıyla dünya genelinde diğer para birimleriyle rekabet edemeyen ülkedeki işçilerin çalışma şartları için söylenebilir. CHP Meclis Grubu’nun hazırlayarak gündeme getirdiği “ucuz emek” uyarısında TL’nin değer kaybedişinde dikkatleri başka yöne çekmek ve buna bir kılıf hazırlamak için “rekabetçi kur” söylemlerinin tehlikeli olduğu savunuldu. Raporda dikkat çekilen bir diğer husus ise, TL’nin değer kaybetmesinden ve ortaya çıkarak ekonomik krizden esas etkilenecek olanların emekçiler olacağı.

Ne yazık ki dış ticaret açığı devam ettiği sürece dolar ve Euro’nun değer kazanması muhtemel. Bu durumda Türkiye ucuz emek ülkesi olur mu sorusunun gündeme gelmesi tabii. Ekonomi çevrelerinin bir kısmı bu durumu çok tehlikeli bulurken bir diğer kısmı ise Türkiye’nin ithalattan çok kendine yönelerek üretmeyi hedefleyebileceğini vurguluyor. Ancak üretim yapabilmek için gereken hammaddenin bile dışarıdan temin edilmesi, yerli mal üreticilerini zorluyor. Dış ticaret açığının baş sebebi de üretmekten çok dışarıdan satın almamızdan dolayı kaynaklanmakta. Bu durumda bir kısır döngüden bahsedilebilir ve çözüm için devlet desteği şart. Öte yandan Ticaret Bakanlığı’nın verilerinden yola çıkarak geçtiğimiz ay cari açığın artmaya devam ettiğini göstermiş ve 2.4 milyar dolara kadar çıktığını göstermiştir.

Cari Açık Büyümeye Devam Ediyor

Türkiye’nin cari açığının büyümeye devam etmesi kurun yükselmesine sebep olmakta. 2020 yılının son çeyreğine girdik ve 10 aylık dönemde dış ticaret açığımız %70’in üzerine çıktı ve 40.4 milyar dolar seviyelerine kadar çıktı. Uzmanlar artışın baş sebebi olarak ithal altını göstermekte ancak bu rakamlar için sadece altını suçlamak mantıksız olacak. Son 10 yıldır hızla değer kaybetmeye devam eden TL’nin uzun süredir üretim desteği görmemesine bağlı olarak yapılan tahminler iç açıcı değil.

TL’nin değer kaybetmesinin önüne geçmek için dışarıdan satın alma yerine üreterek dışarıya satmaktan başka bir çare yok. Dolar yükselmesine rağmen ülkeye girmeye devam eden ithal mallar, döviz rezervinin tükenmesine sebep olmakta. Türkiye ucuz emek ülkesi olmamak ve işçi gücünün değer kazanması için devlet destekli üretim şart gözüküyor. Hammadde ve teknolojik ürünlerin döviz kuruna bağlı olduğu piyasanın kırılgan olmasından başka bir çaresi bulunmamakta. Kısa vadede hiçbir atılım yapılmazsa TL’nin değer kaybetmeye devam etmesi kaçınılmaz olacaktır. Öte yandan doların değer kazandığı her gün hem Türkiye’nin hem de dışarıdan mal temin eden satıcılarının dış borçlarındaki uçurum artmaya devam ediyor.

 


Yorum yaz

BEN KİMİM?
Emre Rothzerg

Ben Avusturalya'dan Emre. Ruhunuza ve kesenize zenginlik katan bloguma hoşgeldiniz.

TAKİP EDİN:
İLETİŞİM:
[email protected]
SORUNUZ MU VAR?
ŞİMDİ ABONE OL